|   | 

Siyaset Sosyolojisi


Yazar: PHILIPPE BRAUD
Fransızcadan Çeviren: Ertuğrul Cenk Gürcan
Türü: Siyaset
Baskı Tarihi: 2017
Baskı Sayısı:
Ebat: 16*24
Sayfa: 760
ISBN: 978-605-5339-69-2
Fiyatı: 40.00 TL



Bu elkitabı, 160 maddeden oluşan sözlüğüyle birlikte, siyaset sosyolojisi disiplininin temel konuları hakkında herkes için erişilebilir ve anlaşılabilir olmayı hedeflemektedir.

Kitapta, iktidar ve devlet, siyasal sınıf, partiler ve çıkar grupları, siyasal iletişim, kamusal eylem, Avrupa yönetişimi, vs. konularda derinlemesine açıklamalar yapılmış; siyasal yaşamın duygusal ve psikososyolojik boyutlarına da hususi bir ilgi gösterilmiştir. Okullardaki sınavlar ve kurum sınavları çerçevesinde bilinmesi gereken büyük klasik yazarların kabul görmüş teorilerine hak ettikleri önem verilmiş; on yıllardan beri önemli ilerlemelerin kaydedildiği Avrupa’da ve ABD’de olduğu kadar Fransa’da da siyaset sosyolojisi disiplininde yaşanan yenilenmelere de geniş bir yer ayrılmıştır. Kullanım kolaylığı açısından bölümlere ve alanlara göre oluşturulan bibliyografyaların yanı sıra, seçimlere ilişkin veriler de özenle güncellenmiştir. En yakın tarihli ulusal ya da uluslararası siyasal aktüaliteden verilen örnekler, gerekli olduğunda, analizlerin somutlaştırılmasını sağlamıştır.

***

Sorbonne Siyaset Bilimi Bölümü’nün (Sciences Po Paris) eski başkanlarından Profesör Philippe Braud, halen Princeton Üniversitesi’nde (Woodrow Wilson School) misafir öğretim üyesi olarak çalışmaktadır.

***

Önsöz
Okuyucuyu hayal kırıklığına uğratan, yazının itibarını zedeleme eğilimi taşıyan, işlevsel olmayan muhtemelen pek çok kitap vardır. Okumakta olduğunuz bu kitabın da onlar arasında yer almaması için, şu temel arzusuna ulaşması gerekmektedir: Çokça değişime uğramış bir disiplinin temel kazanımlarını açık ve anlaşılabilir bir şekilde aktarmak.

Basitleştirmek aslında çok karmaşık bir iştir; yazarı koruyan ve okuyucunun gözünü korkutan, anlaşılması güç bir anlatıma sığınmak bazen daha konforludur. Bu kitapta, iki tür okuyucunun kolay anlayabileceği bir dil kullanılmaya çalışılmıştır. Bunlardan ilki, lisans ve yüksek lisans öğrencileridir (özellikle siyasal bilimler, hukuk, yönetim ve beşeri bilimler alanındaki öğrenciler). İlgili kavramların kullanımında bu öğrencilerin asgari bir entelektüel rahatlığa sahip oldukları düşünülebilir; ama, ele alınan meselelere ilişkin olarak, gerektiği ölçüde, bu tür okuyucuya da somut açıklamalar sunmak kabul edilebilir bir şeydir.

Sınırları daha belirsiz olan ikinci tür okuyucu ise, siyasal şahsiyetlerin ya da gazetecilerin sunduğu açıklama biçimlerinden tam tatmin olmayan okuyucudur. Doğrudan güncel konulara ve bireylerin belirleyici rolüne ayrıcalık tanıma eğilimindeki bu literatür, yeri doldurulamaz bir toplumsal işlevselliğe sahip olmakla birlikte, sınırlara da sahiptir. Siyaset sosyolojisinin faydası kuşkusuz tam da burada yatar. Siyaset sosyolojisi; analiz kategorileri sunarak, güçlü eğilimleri ve anlamlı bağıntıları ortaya çıkararak, siyasal yaşamın ve eylemin daha büyük bir derinlikle düşünülmesini sağlar. Siyaset sosyolojisinin yaklaşımı; kamusal eylemin karmaşık mekanizmaları üzerine, sağduyu açısından bakıldığında “irrasyonel” gözüken aktörlerin davranışlarının nedeni ve nasılı üzerine anlamlı sorgulamaların ortaya çıkmasını sağladığı gibi, gözlemlenebilir siyasal gerçekliklere ilişkin bütün yorumlama ve sınıflandırma çabalarını şartlandıran “sapma”lara da dikkat çeker.

Bu eser, siyaset sosyolojisi disiplininin bir tür ‘genel tablosu’nu çizmeyi hedeflemektedir. Bu; farklı düşünce ekollerinin katkılarını sentezlemek, ve etrafında özgün bir bilimsel geleneğin oluştuğu temel dil uzlaşmalarını ortaya koymak demektir. İşlevsellik ve hakkaniyet kaygısıyla hareket etmek isteyince, bazı tercihler yapmak kaçınılmazdır. Gerçekten de, kısa ömürlü bazı analiz türlerinin önemini abartmaya götüren ‘moda’ ya da ‘hizip’ etkilerinden okuyucuyu korumak gerekir. Tersine, okumakta olduğunuz eserin yazarının kaygılarına tamamen yabancı olsalar da, entelektüel açıdan sağlam yaklaşımların hakkı teslim edilmelidir. Hakkaniyet, en kuvvetli eserlerin yetersizliklerine ya da eksiklerine odaklanmaktan ibaret olan bir tavırdan da yüz çevirmeyi gerektirir. Aslında her bilimsel metin her zaman için fazlasıyla tartışılabilirdir; ne kadar kesin olursa olsun, her bilim kitabı yetersizliklerle ve körlüklerle maluldür. Okumakta olduğunuz bu giriş kitabı eleştiride ölçülü kalmayı arzulamakta; bilimsel verimlilik açısından değerlendirildiğinde entelektüel bakımdan çığır açmış kuvvetli analiz noktalarını vurgulamaya çalışmaktadır. Bu, okuyucuyu bütün tartışma potansiyelinden feragat etmeye çağırmak gerektiği anlamına mı gelir? Hayır, tam aksine. Ama tartışmaya asgari genel nirengi noktaları olmaksızın, vaktinden evvel bir şekilde girmek, hüküm verme özgürlüğünü ihlal etme riski taşır; ve böylece, kamusal yaşamda olduğu kadar bilimsel bir disiplinde de zararlı bir laf salatasını teşvik eder.

Kitabın planı birkaç düzeyden oluşmaktadır. İlk bölümde, siyasete ilişkin bütün bilimsel analizlerin “temelleri” ortaya koyulmaktadır. İzleyen dört bölümde, siyaset sosyolojisinin inceleme konusunun dayandığı nosyonlar ele alınmaktadır: iktidar (2. Bölüm), toplumsal gruplaşmalar (3. Bölüm), devlet (4. Bölüm), siyasal sistemler ve rejimler (5. Bölüm). Bu bölümler belli bir mantığa göre dizilmişlerdir: İktidar fenomenleri her aşamada artan bir toplumsal ve kurumsal karmaşıklık içerisinde karşımıza çıkmaktadırlar. 6-11. Bölümlerin ekseni ise ters yönlü bir sıkıştırma mantığına göre inşa edilmiştir – siyasal açıdan giderek daha hususi bir nitelik taşıyan süreçlere ve aktörlere odaklanma mantığıyla: toplumsallaşma (6. Bölüm) ve kolektif eylem (7. Bölüm), siyasal katılma (8. Bölüm), siyasal partiler (9. Bölüm), temsilciler ve yönetenler (10. Bölüm), kamu politikaları ve yönetişim kavramı (11. Bölüm). “Gerçekliği Betimlemek mi (Yeniden) İnşa Etmek mi?” başlıklı son bölüm ise, kesinlikle farklı bir düzeyde yer almaktadır. Siyasete ilişkin bilimsel söylemin haklılaştırılmasını sağlayan şey şudur: Diğer muhtemel söylemlerle karşılaştırıldığında bilimsel söylemin orijinalliği, kendi geçerliliğinin metodolojik koşullarını sistematik bir şekilde sorgulamasında yatar. Dolayısıyla, ‘cevapların sunumu’nu, ‘soruları ortaya koyma biçimi üzerine düşünmek’ten ayırmak istemedik.

Her bölümün sonuna, o bölümle ilgili muhtemel derinleşmeler için, okumalara ilişkin daha net ve daha hızlı bir seçimi kolaylaştıracak şekilde bibliyografyalar [kaynakçalar] eklenmiştir. Zamana direnmiş eserlere değer verme kaygısıyla, belki de bazen öznel bir biçimde ‘klasik’ olarak değerlendirdiğimiz eserleri ayrı bir başlık altında listeledik. Tersine, okuyucuyu yoğun referanslarla afallatmamak için, vazgeçilmez olmayan ya da sadece nezaketen yapılacak göndermelerden olabildiğince kaçınmaya çalıştık.

Nihayet, kitabın sonuna basit bir sözlük de eklenmiştir. Bu sözlükte verilen tanımlar uzmanları elbette tatmin edemeyecek olmakla birlikte, disiplinin sıkça karşılaşılan kavramlarıyla ilk teması kolaylaştırabilecektir.

***

Özet

Önsöz

Genel Bibliyografya

Giriş

Bölüm 1. Siyasal Analizin Temelleri

Bölüm 2. İktidar

Bölüm 3. Toplumsal Gruplaşmalar

Bölüm 4. Devlet

Bölüm 5. Siyasal Sistemler ve Rejimler

Bölüm 6. Toplumsallaşma

Bölüm 7. Kolektif Eylem ve Çıkar Grupları

Bölüm 8. Siyasal Katılma

Bölüm 9. Partiler

Bölüm 10. Temsilciler ve Yönetenler

Bölüm 11. Siyaset Mesleği ve Siyasal Eylem

Bölüm 12. Gerçekliği Betimlemek mi, (Yeniden) İnşa Etmek mi?

Sözlük

İçindekiler




Etiket:

İmaj Yayınevi
Fakülteler Mah. Dirim Sk. 23/1 06590 Cebeci/ANKARA
T: 0 312 363 54 14 | F: 0 312 363 09 91
W: www.imajyayinevi.com | E: bilgi@imajyayinevi.com